Deizm ve Deist Nedir? Deizm Neden Mantıksızdır?

Deizm ve deist kavramlarının ne demek olduğu açıklanıyor.

Deizm, bir Yaratıcı’nın varlığını kabul eden ancak Yaratıcı’nın dünyaya karışmadığını iddia edip dinleri kabul etmeyen bir düşüncedir. Deist ise bu düşünceye inanan kişiye denir.

Deizmdeki Çelişki

Deizm çelişkili bir düşüncedir çünkü kainatı yoktan var eden Yaratıcı aciz olamaz. Aciz olan, ilah olamaz. Aciz olmayan Yaratıcı’nın bu dünyadaki kötülüklere ahirette tam olarak ceza vermemesi, kendisine küfreden, kendisinden başka şeylere ilah diyerek tapan, kendisini inkar eden insanlara izzetini göstermeyip onları cezalandırmaması mantık dışıdır. Demek ki, deistlerin inancına göre Yaratıcı, dünyadaki adaletsizliklere seyirci kalan pasif bir varlıktır. Deistlerin bu mantıksız, çelişkili düşünceye inanmalarının sebebi peygamberlere karşı kibirli olmaları, geçici dünya hayatına bir hayvandan daha çok bağlı olmalarıdır. Yıldızlara, Güneş’e hâkim olan izzetli Yaratıcı elbette akıl sahibi, şuur sahibi, irade sahibi olan insanı başıboş bırakmaz.

Kainatı ve annenin, yavrusuna olan şefkatini yaratan merhametli Yaratıcı elbette bu dünyadan çok daha güzel ahiret yurdu olan Cennet’i yaratır ve bu dünyada iyi işler yapan kulları Cennet ile ödüllendirir.

Serçeye kartal kanadı yüklemeyen, her şeyi ölçülü yaratan, peygamberler gönderip insanları uyaran adaletli Allah elbette adaletini gösterip kendisine inanmayan, insanlara haksızlıklar yapan kullarını Cehennem ile cezalandırır.

Deizm, Hıristiyanlık ve Bilim

Orta Çağ Avrupasında cehalet içerisindeki Katolik Kilisesi’nin yanlış tutumlarına karşı oluşan tepki ile beraber Avrupa’da Hıristiyanlık dini üzerine eleştiriler yükselmiş ve İslamiyet’i araştırmaya tenezzül etmeyen Avrupalılar dinsizliği, deizmi seçmişlerdir. Orta Çağ’da İslam aleminde bilimsel faaliyetlerin çok ileri düzeyde olduğunu günümüzdeki bilim adamları, tarihçiler kabul etmektedir. Demek ki, İslam ile bilim uyumludur. Orta Çağ Avrupasında Hıristiyanlıktan çıkıp dinsizliği tercih edenler ise bu tercihlerinin sebebi olarak din ile bilimin uyuşmadığına inandıklarını söylemişlerdir. Onların bu sözlerinin hakikatte geçerliliği yoktur. Onlar Kilise’nin bilime yaklaşımını eleştirirken din kavramını da bu konu içerisine sokup dinsizliği tercih etmişler, peygamberlere ve vahiy hakikatine karşı kibirliliklerini göstermişlerdir.

Peygamberliğin Gerekliliği

Kainattaki varlıklar vazifelerini kusursuzca yerine getirmektedirler. Bilinçsiz, şuursuz Güneş ve yıldızlar her an belli bir düzen içerisinde hareket etmekte; aciz, akılsız, merhametsiz Güneş ihtiyaç sahiplerine ısı ve ışık vermekte; bilinçsiz, küçük, zayıf arılar faydalı ve lezzetli bal hediyelerini üretmekte; şuursuz inekler kanlar arasından bembeyaz çıkan ve çeşitli faydalar içeren süt hazinelerini çıkarmaktadırlar. Şuursuz, kudretsiz, iradesiz bulutlar canlıları ferahlandıracak ve toprağı canlandıracak yağmur damlalarını sunarlar. Eğer sonsuz ilim, sonsuz kudret sahibi bir Yaratıcı bu varlıklara görevlerini bildirmese bu şuursuz, kudretsiz varlıklar bu harika işleri yapamazlar. Demek oluyor ki; Allah bu cansız varlıklara, hayvanlara, bitkilere görevlerini bildiriyor, onlara ilham ediyor. Hayvanlara görevlerini bildiren Allah elbette akıl sahibi, irade sahibi olan insana da vazifelerini bildirir.

Zerrelerden yıldızlara kadar tüm kainat hikmetli, sanatlı bir şekilde yaratılmış bir kitap gibidir. Bu kainat kitabının mânâlarını ders verecek muallimler, liderler, rehberler, aydınlatıcı zâtlar ise peygamberlerdir.

Peygamberler olmadan hayatın anlamı, insanın nereden geldiği, hayattaki görevinin ne olduğu, ne yapması gerektiği ve nereye gideceği gibi hayatî meseleler anlaşılamaz. 

Peygamberlerin insan olması onların peygamberliğine zarar vermez. Eğer Allah, herkesin inanmak zorunda kalacağı bir şekilde peygamber gönderseydi o zaman imtihan sırrı bozulurdu.

Kur’an’da insanın başıboş olmadığı şöyle bildirilir:

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır! ﴾36﴿ O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi? ﴾37﴿ Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti. ﴾38﴿Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti. ﴾39﴿ Peki (bunları yapan) Allah’ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?﴾40﴿ 

Kıyame Suresi

Peygamberliğin ve dinin gerekliliği hakkında yazılara ulaşmak için: Peygamberlik ve Din

Ahiretin gerekliliği hakkında yazılara ulaşmak için: Ahiret

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...