Gerçek ve Doğru Din Hangisi? Neden İslam Gerçek ve Doğru Dindir?

doğru din

Gerçek ve doğru dinin hangisi olduğu, İslam’ın tek doğru din olduğu mantıksal deliller ile ispatlanıyor. Ayrıntılı bilgiler Risale-i Nur’da mevcuttur.

1. Peygamberlik ve Dinin Gerekliliği

Kainattaki varlıklar vazifelerini kusursuzca yerine getirirler. Bilinçsiz, şuursuz Güneş ve yıldızlar her an belli bir düzen içerisinde hareket eder; aciz, akılsız, merhametsiz Güneş ihtiyaç sahiplerine ısı ve ışık verir; bilinçsiz, küçük, zayıf arılar faydalı ve lezzetli bal hediyelerini üretir; şuursuz inekler kanlar arasından bembeyaz çıkan ve çeşitli faydalar içeren süt hazinelerini çıkarırlar. Şuursuz, kudretsiz, iradesiz bulutlar canlıları ferahlandıracak ve toprağı canlandıracak yağmur damlalarını sunarlar. Eğer sonsuz ilim, sonsuz kudret sahibi bir Zât bu varlıklara görevlerini bildirmese bu şuursuz, kudretsiz varlıklar bu harika işleri yapamazlar. Demek oluyor ki; Allah bu cansız varlıklara, hayvanlara, bitkilere görevlerini bildiriyor, onlara ilham ediyor.

“Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” 16/68

Peki bir arıya, bir Güneş’e, bir ağaca ilham edip onlara görevlerini öğreten Allah’ın; akıl sahibi, irade sahibi olan insana hayattaki görevini öğretmemesi mümkün olabilir mi? 

Arıya ilham eden Allah; peygamberlere de vahiy göndermiştir.

“Kainat, hayat için yaratılmıştır. Hayat ise Hayy-ı Kayyum-u Ezeli’nin bir büyük cilvesi, mükemmel nakışı ve harika sanatıdır. Madem daimi olan ahiret hayatı, Resullerin gönderilmesiyle ve Kitapların indirilmesiyle kendini gösterir. Eğer Kitaplar ve Peygamberler olmazsa, o ezeli hayat bilinmez. Nasıl ki bir adamın söylemesiyle, diri ve hayatlı olduğu anlaşılır; öyle de bu kainatın perdesi altında olan gayb aleminin arkasında söyleyen, konuşan, emir ve yasak edip hitap eden bir Zatın kelimelerini, hitaplarını gösterecek olan, Peygamberler ve ellerinde nazil olan Kitaplardır.” *

Kainattaki varlıklar Allah’ın emri ile çalışmakta, O’na itaat etmektedirler. Hükmüne karşı gelinemeyen sonsuz izzet sahibi bir Zât insanı da başıboş bırakmaz ve insanlara yaptıkları kötü işlerin kötülüğünü bildirerek onları uyarır. Demek oluyor ki Allah; kutsal kitaplar ve peygamberler aracılığıyla insanlara yapılan işlerin iyi veya kötü olduğunu bildiriyor, kullarını kötü işler yapmamaları konusunda uyarıyor.

Tüm kainat hikmetli, sanatlı bir şekilde yaratılmış bir kitap gibidir. Bu kainat kitabının mânâlarını ders verecek muallimler, liderler, rehberler, aydınlatıcı zâtlar ise peygamberlerdir.

Peygamberler olmadan hayatın anlamı, insanın nereden geldiği, hayattaki görevinin ne olduğu, ne yapması gerektiği ve nereye gideceği gibi hayatî meseleler anlaşılamaz. 

Bu kainat sarayını yaratan Allah; kainat sarayını kullarına tanıtacak rehber muallimler (öğretmen) göndermiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sav) bir hadis-i şeriflerinde, muallim olarak gönderildiğini ifade buyurmuştur.

Allah, kainatta yarattığı güzel eserler ile kendisini tanıttırır ve nimetler ihsan ederek kendisini sevdirir. Bunun karşılığında ise kulların kulluk vazifelerinin neler olduğunu elçileri vasıtasıyla şuur sahiplerine bildirir.

Allah bu dünyayı bir imtihan yurdu yapmıştır. Ve kendisini peygamberler vasıtasıyla kullarına tanıtmayı dilemiştir. Peygamberlerin insan olması onların peygamberliğine zarar vermez. Eğer Allah, herkesin inanmak zorunda kalacağı bir şekilde peygamber gönderseydi o zaman imtihan sırrı bozulurdu.

Allah en küçük varlıkların bile ihtiyaçlarını karşılıyor, onların dertlerine derman oluyor. Mesela bir sineğe bir kartalın kanadı verilmiyor, varlıklara taşıyamayacakları yükler yüklenmiyor. Karıncalara, balıklara güçsüz olmalarına rağmen rızıklarını veriyor. Böyle milyonlarca örnekler verebiliriz. Tüm bunlar Allah’ın adaletini gösteriyor. Ancak görüyoruz ki; bu dünyada çok kötü suçlar işleniyor ve suçlular her zaman hak ettikleri cezayı görmüyorlar. Eğer peygamberlerin bildirdiği şekilde Allah’ın adaletini göstereceği bir ahiret yurdu olmaz ise bu durum Allah’ın adaletine aykırı olur. Ancak milyonlarca örnek ile Allah’ın adaletini görüyoruz ve bu yüzden şu kesindir ki; peygamberlerin bahsettiği şekilde bir ahiret yurdu vardır. Dolayısıyla sonsuz adalet sahibi olan Allah; hiçbir şeyi başıboş bırakmadığı gibi insanı da başıboş bırakmaz. İnsana hangi fiilin iyi, hangi fiilin kötü olduğunu peygamberler aracılığıyla gösterir ve insanı uyarır.

- Davaları tüm davaların üstündedir. Şirk içerisindeki insanların arasında Allah’ın birliğini ilan etmişler, halkı Allah’ın birliğine çağırmışlardır.

- İnsanlara hayatlarının anlamını ve dünyadaki vazifelerini Allah’tan gelen vahiy ile, yani mutlak doğru bir bilgi ile göstermişlerdir. 

- Binlerce insan onların mucizelerine şahit olmuştur.

- Peygamberler güzel ahlâk sahibidirler ve insanlara güzel ahlâkı öğretmişlerdir.

 

2. Hz.Muhammed’in (Sav) Peygamberliğinin Delilleri

Kur’an Delili (Risale-i Nur’da 25. Söz kısmında ayrıntılı açıklamalar vardır)

- Okuma yazma bilmediği halde anlamı ve belagatı eşsiz olan Kur’an ayetlerini okuması

- Kur’an-ı Kerîm’in bahsettiği hakikatlerin büyüklüğü, edebiyatın meşhur olduğu bir toplumda müşriklerin bile kabul etmesiyle hiçbir insan sözüne benzemeyen mükemmel belagatı ve bu mükemmel belagatın müşrikler tarafından taklit edilememesi ve bu mükemmel belagata meydan okunamaması

- Kur’an’ın gaybten haber vermesi ve bu haberlerin gelecekte meydana gelmesi (Örnek: Rum suresinin ilk ayetleri)

- Kur’an’daki tarihsel bilgilerde en ufak bir tutarsızlığın bulunmaması

- Kur’an’daki bilgilerin bilimsel gelişmeler ile de tasdik edilmesi. (Örneğin bebeğin anne rahmindeki oluşum aşamaları Kur’an’da Müminun Suresi’nin 13 ve 14.ayetlerinde anlatılır. Bu aşamalar mikroskobik incelemeler sonucunda anlaşılmış ve Kur’an’ın doğruluğu bir kere daha tasdik edilmiştir.)

- Kur’an’ın milyonlarca insan tarafından ezberlenmesi, bir cahil insanın anlayabileceği kadar açık, en bilgili, en zeki insanın anlayamayacağı kadar derin bilgiler içermesi, Kur’andan alınan dersler ile milyonlarca insanın nefsini terbiye etmesi ve güzel ahlaka sahip olması, Kur’an’ın aynı zamanda ruhların gıdası olup bir zikir kitabı olarak da okunması ve bunun gibi pek çok delil gösterir ki; Kur’an bir insan eseri olamaz.

Ahlakı, Davası, Dersleri, Etkisi

- Hz. Muhammed’in (Sav) diğer peygamberler gibi Allah’ın birliğini ilan etmesi

- Düşmanlarının bile onun güzel ahlaklı olduğunu tasdik etmesi. Mesela düşmanlarının kendi mallarını ona emanet etmeleri ve onu güvenilir bir insan olarak bilmeleri.

Müşrikler Peygamber Efendimiz’e (Sav) “Muhammed-ül Emin (Güvenilir Muhammed) demişlerdi. Onun hiçbir zaman yalan söylemediğini ve hiçbir zaman emanete hıyanet etmediğini biliyorlardı. Bu sebeple ona düşman oldukları halde kendi mallarını ona emanet ediyorlardı. Mesela hicret esnasında Peygamber Efendimiz (Sav) kendisinde bulunan emanetleri sahiplerine teslim etmesi için Hz.Ali’yi görevlendirmişti.

Hem müşrikler Kur’an ayetleri karşısında Peygamber Efendimizi (Sav) yalancılıkla suçlamamışlardı. Onlar Peygamber Efendimiz’in sihir yaptığını iddia ettiler.  Çünkü biliyorlardı ki; o yalan söylemezdi.

Peki kendisinin peygamberliğine inanmayan insanlara bile yalan söylemeyen, ümmetini yalan söz söylemekten şiddetle sakındıran bir Zât,  yalanların en büyüğü olan “Allah’a karşı yalan söyleme, Allah’a iftira etme” suçunu işleyebilir mi? Bütün insanlara karşı doğru davranan bir zât, Allah’a iftira edebilir mi? 

- İnsanlığın ne demek olduğunu, insanın ve kainatın neden yaratıldığını, insanın hayattaki görevinin ne olduğunu Kur’an ile ders vermesi

- Onun dersini alan ve ona tâbi olan müslümanların eski kötü inanç ve alışkanlıklarını bırakıp insanlığa örnek olacak şekilde güzel ahlak sahibi olmaları ve bu güzel ahlakı ve İslam dininin getirdiği medeniyeti diğer ülke insanlarına ulaştırmaları ve diğer insanlara insanlığın, medeniyetin ne demek olduğunu öğretmeleri

“Bilirsin ki sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde büyük bir hâkim, büyük bir himmetle ancak dâimî kaldırabilir. Halbuki, bak, bu zât büyük ve çok âdetleri, hem inatçı, mutaassıb büyük kavimlerden zâhirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref’ edip, yerlerine öyle secâyâ-i âliyeyi-ki, dem ve damarlarına karışmış derecede sabit olarak-vaz’ ve tesbit eyliyor. Bunun gibi daha pek hârika icraatı yapıyor. İşte, şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere Cezîretü’l-Arabı gözlerine sokuyoruz. Haydi yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar. O zâtın, o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini, acaba yapabilirler mi?” **

- Binlerce şahitlerin ittifakı ile görülen mucizeleri

- Tevrat, İncil ve Zebur’da onun dünyaya geleceğinin haber verilmesi  (Kutsal kitaplarda ondan bahseden 100′den fazla işaret bulunmuştur.)

- Büyük dinler, büyük devletler, kavmi, kabilesi, amcası ona düşman olduğu halde onun inancına, yakînine şüphe gelmemesi, sarsılmaması ve İslamiyet’in kısa bir sürede dünyaya yayılması

- “Hem, bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münâzaralı bir dâvâda hicabsız, pervâsız, küçük fakat hacâletâver bir yalanı, düşmanları yanında, hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden söyleyemez. Şimdi bak bu zâta: Pek büyük bir vazifede, pek büyük bir vazifedar; pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük husûmet karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük dâvâda, pek büyük bir serbestiyetle, bilâpervâ, bilâtereddüt, bilâhicab, telâşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokunduracak şedid, ulvî bir sûrette söylediği sözlerinde hiç hilâf bulunabilir mi? Hiç hile karışması mümkün müdür?” **

- Onun yolundan gitmiş, ondan ders almış Müslüman bilim adamlarının modern bilime katkı sağlayan bilimsel çalışmaları, keşifleri ve Ebu Hanife, İmam Şafii, Bayezid-i Bistamî, Şâh-ı Geylanî, Mevlana Celaleddin Rumî, Şâh-ı Nakşibend, İmam Gazalî, İmam Rabbanî gibi milyonlarca evliyanın güzel ahlâkları, sözleri, dersleri ve yetiştirdiği talebeleri…

Daha bunlar gibi nice deliller Hz. Muhammed’in (Sav) peygamberliğini ve İslamiyet’in doğru din olduğunu ispatlar. Burada bazı ispatlar özet olarak verilmiştir.

 

* Asa-yı Musa (Risale-i Nur)

** Sözler (Risale-i Nur)

Risale-i Nur’dan yararlanılmıştır.

 

Follow @dostsozusitesi