Hayatın Anlamı Nedir? Biz Neden Varız? Neden, Niçin Yaşıyoruz?

Neden Varız? Neden Yaşıyoruz? Niçin Yaşıyoruz? Ne yapmalıyız? sorularına İmam Gazali Kimya-ı Saadet isimli eserinde cevap verir.

İmam Gazali, insanın var olma sebebini açıklarken şu ifadeleri kullanır:

İnsan hayvanlardan ve canavarlardan daha üstün, daha olgundur. Bunu herkes bilir. Her şey yükselmenin sonunda kendisine verilen kemâl için yaratılmıştır. Bunu bir misâl ile açıklayalım:

At, eşekten daha üstündür. Zira eşek yük taşımak için, at ise, muharebede ve cihadda koşmak için yaratılmıştır. Üstündeki süvarinin istediği şekilde koşar. Aynı zamanda ata, eşek gibi yük taşıma kuvveti de verilmiştir. Böylece eşeğe verilmeyen bir yükseklik kendisine verilmiş oluyor. Eğer bu üstünlükten âciz olursa, sırtına palan vurulur ve eşek seviyesine iner. Bu ise, onun için helak ve noksanlık olur. Bunun gibi, bazı insanlar, insanın yemek, yatmak, cima’ etmek [cinsi yakınlık] ve zevk sürmek için yaratılmış olduğunu zannetmişlerdir. Bütün ömürlerini böyle geçirirler.

Bazıları da vardır ki, insan; istilâ etmek, yenmek ve diğer şeyleri hâkimiyeti altına almak için yaratıldı derler. Arab, Kürd ve Türkler gibi. Her iki şekilde düşünenler de yanılıyor. Zira, yemek ve çiftleşmek, arzu ve iştihayı gidermek içindir. Bu, hayvanlara da verilmiştir. Devenin yemesi, insanın yemesinden fazladır. Serçenin çiftleşmesi, insanınkinden daha çoktur. O hâlde insan onlardan nasıl daha üstün olabilir? Milletleri yenmek, memleketleri istilâ etmek gazab ile olur. Bu ise canavarlara, yırtıcı hayvanlara verilmiştir. Neticede insanda da, canavar ve hayvanlarda olanlar vardır.

Fazla olarak bir kemâl derecesi daha verilmiştir. Bu da akıldır ki, onunla Allahü Teâlâ’yı tanır ve O’nun yarattıklarını anlar.

Onunla, kendini şehvet ve gazabın elinden kurtarır. Bu ise, meleklerin sıfatıdır. Bu sıfatı ile yırtıcı ve diğer hayvanlara galib gelir. Yeryüzünde olanların hepsi, onun emrindedir.

Bahusus Allahü Teâlâ buyurur:
«Allahü Teâlâ, göklerde ve yerde olanları sizin emrinize verdi» (1).

O hâlde insanın hakikati, kemâl ve üstünlüğünün olduğu şeydir. Öbür sıfatlar, muvakkat ve emanet
şeklinde verilmiştir. Diğerleri işçi ve hizmetçisi olarak gönderilmiştir. Bunun içindir ki, öldüğü
zaman ne şehvet kalır, ne de gazab. Parlak ve nurlu bir cevher, melek gibi mârifet-i ilâhî ile süslü
olunca, elbette meleklerin refiki (arkadaşı) olur. Mele-i âlâda, daima Allahü Teâlâ’nın huzurunda
olurlar. «Güzel ve temiz bir yerde. Melik-i muktedirin yanında ve rızâsında olurlar» (2), âyet-i
kerîmesinde bildirilenler derecesine erişir. Karanlık, zulmetli ve baş aşağı olanlara gelince:
Karanlığı, günâhların zulmetinden pas tutmasıdır. Baş aşağı olması, şehvet ve gazabını haksız yere
tatmin etmesi ve bu dünyada istediği her şeyi yapmasıdır. Yüzünü bu dünyaya dönmüştür. Bunun
için şehvet ve arzuları, bu dünyaya aittir. Bu dünya ise, öbür dünyadan aşağıdır, onun altındadır. O
hâlde başı aşağıda olur. Yâni baş aşağı olur. Âyet-i kerîmede, «Rablarının indinde, münafıkların baş
aşağı olduğunu görseydin!» (3) buyurulması buna işarettir. Böyle olan kimseler, Siccîn’de
[Cehennemde bir yer] şeytanlarla beraber olur.” (Kimya-ı Saadet)

(1) 45 – Câsiye: 13.
(2) 54 – Kamer: 55.
(3) 32 – Secde: 12.

Kainatın sahibi olan Allah şöyle buyurur:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyat Suresi / 56)

Kur’an’da “güneşin, ayın, yeryüzünün, denizlerin insanların emrine verildiği” ifade edilir. Fakat bu ifadeyle söz konusu varlıkların insana hizmetten başka bir görevleri olmadığı anlamına gelmez. Fakat hikmetle konuşan Allah, kâinattaki sanat harikalarının insanları ilgilendiren yönlerine de dikkat çeker ve insanları buna karşı şükretmeye davet eder. Gerçekten, her fert “Güneş, ay, deniz, toprak, hava bana hizmet ediyor, onlar benimdir, benim için yaratılmıştır.”diyebilir ve bu söz yanlış olmaz…

Allah insanı ahiret hayatı ve kulluk için yarattığı için, insanı da bu gayeye münasip cihaz ve duygular ile donatmıştır. 

Şayet insan ahiret ve kulluk için verilen bu cihaz ve duyguları, dünyanın fani ve çirkin işlerinde sarf ederse, ceza olarak hem tatmin olmaz hem de ahirette hesaba çekilir. İşte insanı sıkan ve bunaltan temel husus, insana ebed için verilen cihazları fani dünyada kullanmasıdır.

Nasıl sarrafın hassas terazisi ile kömür tartılmaz, şayet tartılırsa yapılış amacının dışında kullanıldığı için kırılır ve üzülür. Aynı şekilde Allah’ı sevmek için verilen kalbi, fani sevgililere sarf edersek, kalp veriliş amacının dışında kullanıldığı için sıkılır ve bunalır.

(Sorularla İslamiyet)

Peygamberliğin ve tek doğru dinin gerekliliği, Hz.Muhammed’in (Sav) peygamberliğinin delillerinden bir kısmı hakkındaki yazıyı okumak için  Doğru Din İslam

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...