İslam ve Kadın – Şeriat ve Kadın – Şeriatta Kadının Hakları Nelerdir?

şeriat ve kadın - şeriatta kadın hakları - İslamda kadın hakları

Şeriatta kadının pek çok hakları vardır. İslamiyet erkeğe ve kadına haklar verir. İslam şeriatında kadına pek çok haklar verilmiştir.

İslamiyet’in tek doğru din olduğunu aklî deliller ile ispat eden yazıyı okumak için: http://dostsozu.com/gercek-ve-dogru-din-nedir-hangisidir-dogru-din-hangisi-hangi-din-dogru-neden-islam-gercek-ve-dogru-dindir

Şeriat zerrelerden yıldızlara tüm kainatın sahibi olan Allah’ın kanunlarıdır.

Şeriatın ne demek olduğunu anlatan yazıyı okumak için:

http://dostsozu.com/seriat-nedir-ne-demektir

 

İslamiyet’in Kadına Verdiği Haklardan Bazıları

 

Nafaka Hakkı: Kadının barınma, yiyecek, giyecek, tedavi masraflarının karşılanması erkeğe aittir.

İnsanların en hayırlısı Peygamberimiz Hazreti Muhammed (Sav) Veda Hutbesinde şöyle buyurmuştur: 

“Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.

Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır.

Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine iyi imkânlar sağlamanızdır.” Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3

Mehir Hakkı: Erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken mal veya menfaate “mehir” denir. Kadın kendi arzusuyla bu hakkından vazgeçmedikçe erkek kadına mehir vermek zorundadır. Yoksa erkek günahkar olur. Kadın mehir olarak aldığı malı helal dairede olmak şartıyla istediği şekilde kullanabilir.

Eğitim Hakkı: Kadınlar eğitim alma hakkına sahiptirler. Kur’an ve hadis-i şeriflerde erkek ve kadının eğitim alması, ilim öğrenmesi teşvik edilmiştir. Müslümanlara dinimizi en çok öğreten sahabelerden biri Hazreti Ayşe olmuştur.

Çalışma, Ticaret Yapma, Şirket Kurma Hakkı: Kadınlar da erkekler de helal dairesinde olmak şartıyla çalışma hakkına sahiptirler. Kadınların çalışması yasaklanmamıştır.

“Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” Nisâ Suresi 32. Ayeti Meali

Hazreti Ömer halifeliği sırasında bir kadını denetim görevlisi olarak tayin etmiştir. Kadınlar da helal dairesinde çalışabilirler, ticaret yapabilirler, şirket kurabilirler.

Özel Mülk Edinme Hakkı: İslam’da kadınlar da erkekler de özel mülk edinebilirler.

Kanun Önünde Eşit Bir Şekilde Muamele Görme Hakkı: İslam’da Müslüman ile gayrimüslim kanun önünde eşit olarak yargılanır. Halife Hazreti Ali ile bir Yahudi mahkemeye çıkmışlardır. İslam’da kadın ve erkek mahkeme önünde eşit olarak ve adilce yargılanır.

Seçme ve Seçilme Hakkı: Dünyada kadınların ilk olarak oy kullanması İslam’da görülmüştür. Bu konu ile ilgili yazıyı okumak için:  http://mektebisuffa.com/dunyada-kadinlarin-oy-vermesi-islam-ile-basladi

İslam’da yer alan bey’at devlet yöneticilerini seçme veya yöneticilere bağlılık bildirme anlamındadır. Dört Halife döneminde devlet yöneticilerine beyât edilmiştir. Kadınlar da bey’at etme hakkına sahiptirler. Peygamber Efendimiz (Sav) zamanında özellikle dini hükümlere bağlılık ve Peygamber’e itaat anlamı taşıyan biat, Dört Halife döneminde devlet başkanını seçme veya seçilmiş devlet başkanına bağlılık sunma anlamında kullanılmıştır. Peygamber Efendimiz (Sav) kadınlardan da biat almıştır.

Kadının yönetici olması meselesi için Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvası:

“Bazı kaynaklarda kadının kamu görevi üstlenmesini sınırlandıran görüş ve hükümler yer almaktadır. Ancak bu görüş ve hükümler, nasların açık ifadelerinden kaynaklanmayıp, fakihlerin içinde bulundukları sosyokültürel ve ekonomik şartları göz önünde bulundurarak ulaştıkları sonuçlardır. Hz. Peygamber (asm) devrinden itibaren kadınlar, öğretmenlik, memurluk, doktorluk, hemşirelik, zabıta memurluğu gibi çeşitli özel ve kamu işlerinde çalışmışlardır. Nitekim Hz. Ömer, Medine pazarına Şifa b. Abdullah’ı denetim görevlisi olarak tayin etmiştir. Bu konuda, hemen bütün fakihler görüş birliği içindedirler. Bununla birlikte, hakimlik ve üst düzey yöneticilik yapmaları konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunmaktadır. İslâm hukukçularının çoğunluğu kadından hakim olmayacağı kanaatindedirler. Ancak bu görüş, açık bir nassa dayanmayıp, toplumun gelenek ve telakkilerinden kaynaklanmaktadır.”

“Hanefiler ve İbn Hazm, kadınların şahitlik yapabildiği dava türlerinde hakimlik de yapabileceği görüşündedirler. Taberî ve Hasan-ı Basrî gibi İslâm bilginleri ise, kadınların hakim olmasına hiçbir dinî engelin bulunmadığını kabul etmişlerdir. Bunlar da göstermektedir ki, klasik dönem İslâm bilginleri, kendi devirlerindeki bilgi, kültür ve tecrübe birikimlerinden hareketle, kadınların hakim olmalarıyla ilgili kanaatlerini ortaya koymuşlardır. Klasik fıkıh kaynaklarında, kadınların üst düzey kamu yöneticisi olamayacaklarına dair görüşler yer almaktadır. Bunlar da, yine fakihlerin kendi devirlerindeki bilgi, kültür ve tecrübe birikiminden kaynaklanmaktadır.”

“Hakimlik ve yöneticilik, toplumda önemli bir kamu görevi olduğundan, İslâm hakim ve yönetici olarak görevlendirilecek kişilerin, bu görevleri hakkıyla yürütebilecek niteliklere sahip olmaları üzerinde durmuş, cins, yaş veya renklere göre bir ayırım yapmamıştır. Hz. Peygamber ve sahabe döneminde kadınlar, henüz haklarındaki olumsuz yargılar tamamen silinmemiş olduğu halde içtihat etmiş, hüküm ve fetva vermiş, bir nevi hakimlik ve yöneticilik yapmış, savaşlara katılmış, yönetimin kararlarını etkileyecek ölçüde siyasi faaliyetlerde bulunmuşlardır.”

“Ancak kadınların da sahip oldukları hak ve yetkilerin uygulamaya geçirilmesi ve kadınların sosyal hayatta aktif rol üstlenmeleri, tamamen sosyoekonomik ve kültürel şart ve ihtiyaçlarla ilgilidir. İslâm bu konuda temel hak ve ilkeleri belirtmekle yetinmiş, geri kalan kısmı Müslüman toplumların kendi gelişim seyrine terkedilmiştir. Aynı şekilde klasik kaynaklarda, devlet başkanı olmanın şartları arasında erkek olmak zikredilmekte,

“Yönetimini kadına teslim eden bir toplum iflah olmaz.” (Buhârî, Megazî, 82; Tirmizî, Fiten, 75)

hadisi delil getirilmekte ve bu görüşü desteklemek amacıyla, devlet başkanının ordunun başında sefere çıkması, cuma hutbesini okuması ve namazı kıldırması gerektiği ileri sürülmektedir. Her kamu görevinde olduğu gibi devlet başkanlığı için de liyakat şart olduğundan, devlet başkanlığına getirilecek kişinin cinsiyetine değil, bu göreve layık olup olmadığına bakılır. Diğer taraftan, devlet başkanının ordunun başında sefere çıkması, cuma hutbesini okuması ve namazını bizzat kıldırması gerekmez. Bunların, görevlendireceği kişiler tarafından yaptırılması mümkündür.”

“Yönetimlerini kadına teslim eden bir toplum iflah olmaz.” anlamındaki hadise gelince, Hz. Peygamber bu sözüyle, başkanı bir kadın olan Sâsânî Devletinin kısa süre sonra yıkılacağını haber vermektedir. Nitekim bu devlet, kısa bir süre sonra yıkılmıştır.”

“Diğer taraftan Kur’an-ı Kerim’de, Sebe’ Melikesi Belkıs’tan bahsedilirken herhangi bir olumsuz ifadeye yer verilmemiş olması, tarihte ve günümüzde başında kadın olduğu halde güçlü bir şekilde varlığını devam ettiren ülkelerin bulunması, Hz. Peygamber’in bu sözününün genel hüküm içermediğini göstermektedir. Bu bakımdan İslâm’da kadının, kamu görevi yapmasını yasaklayan açık, kesin ve bağlayıcı bir nas yoktur. Bu itibarla, gerekli fıtrî donanımı haiz, liyakatli kadınların devlet başkanlığı da dahil, her türlü yönetimde görev almasında dinî açıdan bir sakınca yoktur.”

Evleneceği Eşi Seçme ve Nikah Akdini Bizzat Yapma Hakkı: 

Hanefi mezhebine göre büluğ çağına gelmiş kız veya erkek, velisinin rızası olmasa bile evlenme ve nikah akdini bizzat yapma hakkına sahiptir.  Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin görüşüne göre velinin izni alınması gerekir. Yoksa nikah geçersiz olur.

Hanefi mezhebinin kurucusu olan Ebû Hanîfe’ye göre bulûğ çağına ulaşmış olan bir kızı hiçbir kimse zorla evlendiremez.

Peygamberimiz (Sav): “Açıkça izin alınmadan dul kadın, rızası anlaşılmadan bekâr kız evlendirilemez.” buyurmuş, “Onun rızası nasıl anlaşılır?” sorusuna da “sükûtu ile” cevabını vermiştir. (Buhârî, Nikâh, 40)

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (Sav) zamanında Hidame’nin kızı Hansa: “Babam itibarını arttırmak için beni kardeşinin oğlu ile evlendirdi. Ben ise istemiyorum.” diyerek babasını şikayet eder. Peygamber Efendimiz de kızın babasını çağırtır ve evlenme yetkisini kıza verir. Bundan sonra ise Hz. Hansâ, Resulullaha şöyle der: “Yâ Resulallah! Ben babamın yaptığı bu nikâhı kabul ediyorum, ancak babaların, kızlarına evlilikte böyle yetkisinin olmadığını bildirmek istedim.” (Neseî, Nikâh: 36)

Kadının Cinsel Hakları: Karı koca, cinsel vazifelerini yapmaktan kaçınmamalıdırlar. Eğer koca, karısını gücü yettiği halde tatmin etmez ise kul hakkına girmiş olur. Koca, karısını cinsel yönden tatmin etmelidir. Sevişme, okşama olmadan cinsel ilişkiye girmek doğru değildir. Eğer erkek evlendikten sonra bir yıl içerisinde cinsel ilişki yapmaz ise karısı ondan boşanabilir. Kadın adet halinde iken kocasından ayrı bir yatak isteyebilir. Kadın adet halinde veya lohusalı iken kocası onunla cinsel ilişkiye giremez. Ayrıca kadına zarar veren ve pis davranış olan ters ilişki (anüsten yaklaşma) haramdır. Kocası karısından ters ilişki isteyemez. 

Kocası Tarafından Güzel Muamele Görme Hakkı: İnsanların en hayırlısı Peygamberimiz (Sav) şöyle buyurdu:

“Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır.” (Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

Koca, karısını sudan bahaneler uydurarak dövemez, karısını aşağılayamaz. Koca, karısına iyi davranmalı, ona ikram etmeli, onu incitmemeli, onunla şakalaşmalı, onu eğlendirmelidir.

Kocasını veya Başkasını Şikayet Etme Hakkı: Kadınlar da erkekler de uğradıkları haksızlıkları ilgili kişilere şikayet edebilirler. 

Bu konuda Kur’an meali şöyledir:

“Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” Mücâdele Suresi 1. Ayeti Meali

Koca, eve bakmaktan vazgeçer ve parası olmasına rağmen cimri davranarak eve harcama yapmaz ise karısı kocasını şikayet edebilir.

Ani Baskınlarla Rahatsız Edilmeme Hakkı: Bir koca gereksiz şüpheler sonucunda eve aniden girip karısını rahatsız edemez. Gereksiz yere karısının ihanetinden şüphelenemez. 

 Süt Annesi Bulunan Çocuğunu Emzirmeme Hakkı: Kadının çocuğunun süt annesi var ise kadın, çocuğunu emzirmek zorunda olmaz.

Hizmetçi Tutma Hakkı: Eğer kadın bakıma muhtaç durumda ise ya da kadının sosyal seviyesi benzer olan kadınların hizmetçisi mevcut ise o durumlarda kadın kocasından hizmetçi isteme hakkına sahiptir. Örfe göre kadınların yapması gereken, yapmaz ise ayıplanan ev işleri mevcuttur. Kadın, yapmasa ayıplanmayacak ev işlerini yapmak zorunda değildir.

Kocasının Ailesinin Bulunmadığı Bir Evde Oturma Hakkı: Kadın, kocasının ailesi ile aynı evde oturmak istemez ise kocası onu kocasının ailesinin olmadığı bir evde oturtmak zorundadır. Zaten günümüzde de çoğunlukla karı koca müstakil bir evde otururlar. 

Anne Babasını Ziyaret Etme Hakkı: Kadın haftada bir kez anne babasını ziyaret etme hakkına sahiptir. Anne baba kafir olsa bile kadın anne babasını haftada bir kez ziyaret edebilir. 

Araba Kullanma Hakkı: Kadınlar da erkekler de helal dairede davranmak şartı ile araba kullanma hakkına sahiptirler. Kadınların  araba kullanamayacağına dair açık bir delil yoktur. Zaten araba son zamanlarda çıkmıştır. 

Follow @dostsozusitesi