İslam’da Mahkeme Önünde Eşitlik Esası

İslam hukukunda din, dil, ırk ayrımı yapılmadan mahkeme önünde eşitlik esası vardır.

Dördüncü Halife Hazreti Ali İslam devletinin başkanı olduğu bir zamanda zırhını düşürür. Bir Yahudi o zırhı alır ve kimselere söylemez. Bir gün Hazreti Ali zırhını Yahudi’nin elinde görür ve zırhını geri ister. Ancak Yahudi zırhı sahiplenir ve zırhı zırhın asıl sahibi olan Hazreti Ali’ye geri vermez. Bunun üzerine Hazreti Ali Yahudi’ye mahkemeye gitmeyi teklif eder. Milletleri yöneten, kocaman topraklara sahip olan İslam devletinin başkanı ve halifesi, Hz.Peygamber’in Sav damadı, Cennet’le müjdelenen sahabilerden biri olan Hazreti Ali kendi malını alan bir Yahudi’den malını gücünü kullanarak almıyor ve onu mahkemeye çıkmaya davet ediyor.

Mahkemeye çıktıklarında Kadı Şüreyh Hazreti Ali’ye sorar: “Ya Ali, bu zırhın senin olduğuna şahidin var mıdır?” Hazreti Ali bu zırhın kendisinin olduğuna şahitlerinin olduğunu ve bunların birinin oğlu Hazreti Hasan ve diğerinin de hizmetkarı Kanber olduğunu söyler. Kadı Şüreyh cevap verir: “Oğlun ve hizmetçin senin yakınlarındırlar. Senin hakkında şahitlikleri geçerli değildir. Başka şahidin var mı?” Hazreti Ali başka şahidinin olmadığını söyler. Bunun üzerine Hazreti Ali zırhın kendisinin olduğunu ispat edemez ve davayı kaybeder.

Müslümanların halifesi, Müslüman diyarında, Müslüman mahkemesinde bir Yahudi’ye karşı açtığı davayı kaybeder. Bu adaleti gören Yahudi Müslüman olur ve Hazreti Ali’ye şöyle söyler: “Ey müminlerin emiri, bu zırh gerçekten de sizindir. Ben sizin arkanızdan giderken yolda rastladım. Sizin düşürdüğünüz kesin. Gördüğüm bu adalet karşısında daha fazla direnmiyor, ben de Müslüman oluyorum. Adaletin böylesi ile sadece Arabistanı değil bütün dünyayı idare etmek mümkündür.” 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...