İslam Dininin Temel Kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnettir

Kur'an

Kur’an-ı Kerim ve sünnet (hadis-i şerifler) İslam dininin iki temel kaynağıdır. Sünnetin (hadis-i şeriflerin) gerekliliğini açıklayan yazıyı okumak için: Neden Hadislere İhtiyaç Vardır?

Bu yazıda Kur’an-ı Kerim’in insan sözü olmadığı kısaca açıklanmaktadır.

Hz.Muhammed’in (Sav) zamanında edebiyat çok meşhur idi. Hz.Muhammed’in (Sav) düşmanları olan müşrikler Kur’an ayetlerinin mükemmel belagatı karşısında acizliklerini itiraf ettiler ve bu sözlerin insan sözü olamayacağını söylediler.

“Kur’ân-ı Azimüşşan, edebiyat, belagat ve fesahatın zirvesinde nazil oluyordu. Bu fesahat ve belâgatı, i’caz (mucizeliği) ve îcazıyla (vecizliği) Arap edip, şair ve hatiplerini muarazaya davet ediyor ve onlara meydan okuyordu. Fakat onlar, çok geçmeden bu eşsiz kelama benzer söz getirmenin mümkün olmadığını anladılar ve susmak mecburiyetinde kaldılar.
Kur’ân’ın üslubu öylesine veciz, öylesine tatlı, öylesine fesih ve beliğ idi ki, bu işi iyi bilen Araplar, hayretlerini gizleyemiyorlardı.

Bir gün bedevi Arap ediplerinden biri, “Artık emrolunduğun şeyi açıkla ve müşriklerden de yüz çevir,” (Hicr Sûresi, 94) âyetini duyunca, kendisinden geçercesine secdeye kapanmıştı. Hadise, müşrikleri çıldırtacak nitelikteydi. Nefret saçan bakışlarla adamın üzerine vardılar ve öfkeyle bağırdılar:

“Sen de mi Müslüman oldun?”
“Hayır,” diye cevap verdi, bedevi edip.
“Ben sadece bu ayetin belâgatına secde ettim.” 1
İmr’ül-Kays, Muallaka şairlerinden biriydi. Birgün kız kardeşi,

“Ve denildi ki: ‘Ey yer, suyunu yut. Ey gök, suyunu tut.’ Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cûdî Dağına oturdu. Ve ‘Zâlimler gürûhu Allah’ın rahmetinden uzak olsun’ denildi”  (Hûd Sûresi, 44)

âyetini işitince, doğruca Kâbe’ye vardı ve  ”Artık kimsenin söyleyecek birşeyi kalmadı. Bu belâgat karşısında kardeşimin şiiri de duramaz” diyerek kardeşinin en üstte asılı bulunan kasidesini duvardan indirdi. En meşhur kasidenin kaldırıldığı görülünce, diğer Muallakat da birer birer indirildi. 2

“Eğer bir hastalığa yakalansaydınız, tedavi için kime gider ve kimin sözüne itibar ederdiniz?

Büyük bir mimarın mı?

Yoksa büyük bir elektrik mühendisinin mi?

Yoksa bir fizikçinin mi?

Ya da küçük bir doktorun mu?

Elbette doktorun sözünü dinler ve onun sözüne itibar ederdiniz. Çünkü bilinen bir kaidedir ki; Bir fende ve bir sanatta, münakaşaya sebep olan bir meselede, o fen ve sanatın dâhilerinin sözü geçer. En büyük bir mimarın sözü, küçük bir hastalığın keşfinde, küçük bir doktor kadar geçmez ve onun sözü kadar kıymeti yoktur.

O halde madem konumuz Kur’an’ın bir beşer sözü olup olamayacağıdır, elbette belagat ve edebiyatın dâhi âlimlerinin sözleri, bu fenden olmayan binlerce insanın sözüne tercih edilir.

Evet, Kur’an’ın kelimelerindeki kusursuzluğa ve beşerin sözü olamayacağına, belagat ilminin yani söz söyleme sanatının dâhi âlimleri şahittir.

Evet, Kur’an 20 senede hem muhtelif ve birbirinden farklı mevkilerde ve parça parça nazil olduğu halde, kelimeler ve ayetler arasında öyle bir uygunluk vardır ki, sanki bir defada nazil olmuş gibidir.

İşte o âlimlerden Zemahşeri, Sekkâki, Abdülkâhir Cürcâni gibi âlimler Kur’an’ı harf harf tetkik etmişler ve bu kelamın Allah’ın sözü olduğunda ve bir beşer sözü olamayacağında ittifak etmişlerdir.” 3

İşte Kur’an’ı inceleyen böyle binlerce belagat alimleri Kur’an’ı Kerim’in insan sözü olamayacağını kabul etmişlerdir. “Belagatın bu dâhi âlimlerinin, bir beşerin sözünü, Allah’ın sözü zannetmeleri ve on dört asır bunu fark edememeleri mümkün değildir. ” 4

Müşrikler Kur’an’a karşı söz mücadelesi yapamadılar. Eğer Kur’an’ın belagatından daha üstün bir söz söyleyebilselerdi Kur’an davasını iptal etmiş olacaklardı. Ama bunu yapamadılar. Ve tehlikeli bir yol olan savaşı tercih ettiler.

“Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz.” (2/23)

İlme Davet

1 Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, 1/78; Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 350

2 Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, 1/79; Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 416

3-4 İlme Davet

Follow @dostsozusitesi