Neden Kur’an’da, Teknoloji Harikalarından Açıkça Bahsedilmiyor?

Kuranda teknoloji

Birinci Cevap: “Çünkü: Medeniyet-i beşeriye harikalarının hakları, bahs-i Kur’anî’de o kadar olabilir.” *

Kur’an’ı Kerîm kainatın yaratıcısı ve sahibi olan Allah’ın varlığını, birliğini, sıfatlarını anlatır. Peygamberliğin gerekliliğini, ahiret hayatını ispat eder ve varlıkların ve insanın yaratılış gayesini açıklar. İnsanın kulluk görevlerini, hayatın ne anlama geldiğini öğretir. Böyle önemli hakikatler karşısında teknolojik harikaların yeri geri planda kalır. Kur’an kainattan kainat için bahsetmez. Kur’an kainattan bahsederken Allah’ın birliğini, ilminin ve kudretinin büyüklüğünü anlatır. Dolayısıyla Kur’an, bilimsel araştırmalar neticesinde öğrendiğimiz kainattaki varlıkların ayrıntılı fiziksel yapısından değil; anlamından, neden var olduğundan bahseder.

Kur’an’da elektrik, uçak, tren, denizaltı gibi teknolojik araçlardan bir işaretle bahsedilmiştir. Bunun sebeplerinden biri kainattaki yıldızların, gök cisimlerinin, bulutların, hayvanların vs. sanat yönünden teknolojik harikalardan daha üstün, daha hayret verici olmasıdır.

“Eğer elektriğin, parlak, yıldız-misal lambaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler, o dairenin elektrik lambaları olan şimşekler, şahaplar ve gök yüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: “Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin.” Eğer havârik-ı medeniyet, dekâik-ı san’at cihetinde haklarını isterlerse ve âyetlerden makam talep ederlerse o vakit, bir tek sinek onlara: “Susunuz!” diyecek. “Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur. Zira sizlerdeki, beşerin cüz’-i ihtiyâriyle kesbedilen bütün ince san’atlar ve bütün nâzik cihazlar toplansa benim küçük vücudumdaki ince san’at ve nâzenin cihazlar kadar acip olamaz…” *

Hacc suresinin 73.ayeti, kainattaki varlıkların mükemmel ve taklit edilemez sanatını gösterir: “Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.”

İkinci Cevap: Bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Bu sebeple elmas ve kömürün ayrıldığı gibi itaatkar insanlar ve inkar eden insanlar da ayrılır. Eğer Kur’ân, herkesin kabul etmek zorunda kalacağı bir şekilde indirilseydi, mesela Kur’ân’ın indirildiği yüzyıldan sonraki yıllarda yapılan teknolojik araçlardan Kur’ân’da açık bir şekilde bahsedilse idi, imtihan sırrına aykırı bir durum olurdu.

Üçüncü Cevap: Kur’an, teknoloji harikalarından açık bir şekilde bahsetse idi, Kur’ân’ın indirildiği zaman yaşayan insanlar bunları anlayamayacaklardı.

“Kur’ân’ın bir vasfı hakîmdir. Yani bütün ifadeleri hikmetlidir. Bir kitabın hikmetli olması, muhatabın durumunu, okuyucunun seviyesini göz önünde bulundurmak demektir. İlmî literatürde buna belagat denilir ki, “hale mutabakat”/muhatabın anlayışını, bilgi-görgü seviyesini, zaman ve zeminin kabiliyetini hesaba katmak anlamına gelir. Yaklaşık on beş asır önce gelmiş bir kitap olan Kur’an-ı Hakim’den bin sene sonra ortaya çıkan bazı bilimsel keşiflere açıkça parmak basmasını istemek, her asırdaki insanların her kesimine hitap eden Kur’an’ın belagatına, hikmet dolu üslubuna taban tabana zıt duygusal bir hevestir. Allah’ın sonsuz ilim ve hikmetini yansıtan Kur’ân’ın bu tür heva ve heveslere prim vermesini beklemek çok saf bir algılamanın işareti olsa gerektir.” **

 

*   Sözler (Risale-i Nur)

** Sorularla İslamiyet

 

Follow @dostsozusitesi