Neden Son Asırlarda Müslüman Dünyası Ekonomik, Teknolojik, Bilimsel Gelişmelerde Geri Planda Kalmıştır?

İslam ve teknoloji bilim

Bu soruya çok uzun cevap verilebilir. Özetle belli yönlerine cevap verecek olursak:

1) Kur’an ve Sünnet’in ilme verdiği öneme rağmen son asırlarda ilimden uzaklaşmaya başlamak…  Müslümanların “Allah’a tevekkül etme” hakikatini yanlış anlamaya başlamaları… Yani dünya işlerine gereken gayreti göstermede yetersiz kalmaları… Gayrimüslimlerin ise  Kur’an’ın dünyaya ait meselelerini hayata geçirmede başarı kazanmaları… 

Tarihe baktığımızda görürüz ki; İslamiyet dünyaya doğru inancı, güzel ahlâkı, adaleti, doğru ilmi hediye etmiştir. Mesela ilmî açıdan bakacak olursak; Orta Çağ’daki Müslüman ilim adamları Kur’an ve Sünnetin rehberliğiyle kendi düşünce ufuklarını ve çalışma gayretlerini geliştirerek bilimsel çalışmalar yapmışlar, keşifler gerçekleştirmişlerdir. Bu ilim adamlarının eserlerinin günümüz batı üniversitelerinde okunmaya devam etmesi de bunun kanıtlarındandır. Ve bunların neticesinde Müslüman ilim adamları, dünyaya ilmî, teknik bilgiler sunmuşlardır. Haçlı Seferleri sonrasında İslam medeniyetinden etkilenen Batı dünyası günümüz teknolojik gelişmelerin bu seviyeye gelmesinde önemli derecede katkıda bulunmuştur.

İşte Batı dünyasının bilimsel çalışmalar yaptığı asırlarda İslam dünyasının Kur’an’ın ve Sünnetin ilme verdiği öneme rağmen bu gelişmelerden uzak kalmaya başlaması neticesinde Batı dünyası bilimsel gelişmelerde üstün konuma gelmiştir. Bilimsel gelişmelerdeki bu üstünlük ülkelerin ekonomisini de etkilemiştir. Ülke ekonomisinin gelişmesi ise ülke ordularının güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu ise politik sahada üstün duruma geçmeye vesile olmuştur. Yani bilimsel gelişmelerdeki üstünlük, ekonomik, ordusal ve politik üstünlükler ile ilişkilidir. Sanayi Devriminin İngiltere’de başlaması ve o zamanlarda İngiltere’nin dünyanın süper gücü olması, günümüzde ise ABD’nin hem bilimsel gelişmeler, hem de ekonomik ve politik arenada en ön sırada gelmesi bu durumu daha net anlamamızı sağlar.

2) Müslümanlar, Allah’a tevekkül etme hakikatini karıştırarak birbirlerinden yardım istemeye pek yanaşmadılar. Kendi başlarına hareket ettiler. Bu yanlış anlama sebebiyle birbirleriyle ittifak etmek yerine ihtilafa düştüler. Gayrimüslimlerin ise Allah’ın birliğini kabul etmemeleri sebebiyle dayanak noktaları olmadı ve güçsüz duruma düştüler. Güçsüzlükleri sebebiyle daha çok yardıma ihtiyaç duydular. Yardımlaştıkları, ittifak ettikleri zaman ise işlerinde başarılı oldular.

Follow @dostsozusitesi