Nisa Suresi 137.Ayet Meali ve Tefsiri

Diyanet İşleri:

İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.”

Kur’an Yolu Tefsiri:

İslâm tarihinin ilk döneminde iman ile inkâr arasında gidip gelenler, bunu kötü maksatla yapanlar veya iman henüz yeterince kafalarına ve gönüllerine yerleşmemiş bulunduğu için böyle hareket edenler olduğu gibi tarihin başka devirlerinde de benzeri durumlara rastlanmıştır. Önemli ve muteber olan son durumdur; insanlar sonunda imana karar verir, bunda sebat ederlerse kurtulurlar, daha önceki inkârları da bağışlanır. Çünkü “İman, kendisinden önceki sayfayı siler, inanç bakımından sabıka kaydını ortadan kaldırır” (Müsned, IV, 199, 204; İbn Mâce, “Zühd”, 30). Sonu inkâr olan ve bu halde ölenler (inkârlarını arttıranlar) bağışlanmazlar, inkârcıların doğru yolda oldukları da iddia edilemez. İnkâr ile –iman bakımından– doğru yolda olmak çelişkilidir, ikisi bir arada bulunamaz.

Elmalılı Tefsiri:

Şu da muhakkak ki, önce iman etmiş, sonra inkâr etmiş, sonra iman etmiş, sonra yine küfretmiş ve tamamen küfre dalmış olanlar, böyle imandan küfre, küfürden imana dönerek sonunda küfürde karar kılmış ve bu şekilde küfürü çoğaltmış olanlar yok mu, hiçbir şekilde Allah’ın bunları affetmesine ve doğru yola sevketmesine ihtimal yoktur.

Yani iman ederlerse kabul etmez değil, fakat çoğunlukla bunlar kalpleri mühürlü olduklarından can çekişme zamanına gelmedikçe iman etmezler ve belki o zaman bile etmezler.

Ve iman etmeyince de “Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz.” (Nisa, 116) âyeti delaletince asla af yüzü görmezler.

Tövbenin kabul edilebileceği bir zamanda tövbe edip ihlas ile iman etseler, gelecek olan “Tövbe edenler, durumlarını düzeltenler..” (Nisa, 146) istisnası gereğince kabul edilir ve affedilebilirlerdi ama etmezler ki… (Hak Dini, ilgili ayetin tefsiri)

 

Kur’ân-ı Mecid Tefsiri:

O kimseler ki; (evvelce Mûsâ (Aleyhisselâm) a) inanmışlardır, sonra (bu zağıya taparak) kâfir olmuş lardır, (Mûsâ (Aleyhisselâm)ın dönüşünden) son ra iman etmişlerdir, ardından (Îsâ (Aley hisselâm)ı) inkâr etmiş lerdir, daha sonra da (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i ve Kur’ân’ı reddederek) kâfirlik yönünden artış kaydetmişlerdir (işte bu sıfatlara sahip olan Yahudiler ve defaatle irtidâd edip sonra kâfirlikte ısrar eden mürtetler); şüphesiz ki Allâh onları bağışlaya cak da değildir, kendilerini (kurtuluşa ve cennete kavuşturacak) bir yola eriştirecek de değildir.