Osmanlı’da Vakıf Sistemi

osmanlıda vakıf

“İnsan ölünce üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, kendisinden istifade edilen ilim, arkasından dua eden hayırlı evlât.” Bu hadis-i şerifte belirtilen üç durumdan birisi sadaka-i câriye, yani insanların sürekli faydalanacağı şekilde hayır işi yapmaktır. Osmanlı Devleti döneminde Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla çok sayıda hayır kurumları açılmıştır.

Gönüllü hayırsever kişilerin açtığı bu hayır kurumları vasıtasıyla Osmanlı Devleti’nde sosyal yardımlaşma gelişmiş, devlet hazinesinin yükü hafiflemiş ve çok sayıda sanat eserleri ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nde vakıflara verilen önem öylesine büyüktür ki; günümüzde mevcut olan vakıf sistemi Osmanlı Devleti’ndeki vakıf sistemine göre oldukça sönük kalmaktadır.

“Vakıf sisteminde hukukî statüye sahip, süreklilik arz eden, müesseseleşmiş, sosyal bir yardım faaliyeti vardır. Bu mânâda, hem Selçuklu’da hem de Osmanlı’da faaliyet gösteren vakıflar, İslâm hukukunun kendisine kattığı birikim ve sağladığı altyapıyla iyiden iyiye gelişmiştir. Vakıf kurumu en büyük gelişimini, sosyal hayatta yardımlaşma ve dayanışmaya çok önem veren İslâm dininin ortaya çıkmasından ve güçlü Türk devletleri tarafından kabul edilmesinden sonra sağlamıştır. İslâm hukukunun en çok işlenmiş ve geliştirilmiş bölümlerinden biri de vakıflar olmuştur (Öztürk,1983:137-148).” *

Vakıf kurumlarına örnekler

Külliye, cami, mektep, kütüphane, hastahane, kuyu, han, hamam, çeşme, imarethane, kervansaray, köprü, yol,  tekke, türbe şeklinde yapılan vakıf mallarının bir kısmı Osmanlı padişahları, valide sultanlar, devlet adamları tarafından gönüllü olarak kurulmuştur. Selimiye, Süleymaniye, Bayezid, Fatih Külliyeleri, Şişli Etfal, Haseki,  Guraba, Hürrem Sultan hastahaneleri, Mostar köprüsü Osmanlı Devleti’nde yapılan binlerce vakıf mallarından bir kısmıdır. Bu vakıf mallarının bir kısmı günümüzde insanlığa hizmet etmeye devam etmektedir. 

Osmanlı’da vakıflar ne gibi işlevler görüyordu?

Fakir, dul, öksüz ve borçlulara para yardımı yapmak; halka meyve ve sebze dağıtmak, çalışamayacak derecede yaşlanan kayıkçı ve hamalların bakımını sağlamak, çocukların emzirilmesini sağlamak, evlenecek genç kızlara çeyiz hazırlamak, kase ve bardak gibi kap kacak kıran hizmetçileri, efendilerinin azarlamalarından korumak; kuşlara yem vermek, çocuklara oyuncak almak, yolcuların ihtiyaçlarını karşılamak, yetimleri büyütmek, talebelere burs, kalacak yer temin etmek, işsizlere iş bulmak, çırak yetiştirmek, müflis ve borçlulara yardımcı olmak, bekârları evlendirmek, hayvanları himaye etmek; cadde ve sokakların temiz tutulmasını sağlamak, sokaklara atılan tükürük ve benzeri maddelerin üzerine kül döktürmek gayesiyle görevliler tayin etmek (Kazıcı,2006:172-174); su kanalları, su kemerleri, çeşmeler, buzlu su veya şerbet dağıtılan sebiller, kuyular, medrese, hanlar, hamamlar, camiler, yollar, kaldırımlar, köprüler yapmak ve bunların finansmanını sağlamak maksadıyla çok sayıda vakıf kurulmuştur. Ayrıca hastaneler, vakıflar aracılığıyla hizmet vermiş, doktorlar ücretlerini vakıflardan almışlardır (Manap,1991:33). Vakıf hastanelerinde her din ve ırktan insan tedavi ediliyor, gerekirse ücretsiz ilâç veriliyor, doktor temin ediliyordu. İmaretlerde yoksullara, yolcu ve misafirlere her gün bir-iki öğün yemek veriliyordu. *

* Dr. Numan Türkoğlu (Sızıntı Dergisi)

Öztürk, Nazif, (1983), Menşei ve Tarihi Gelişimi Açısından Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü. Ankara.

Kazıcı, Ziya, (2006), Vakıf Medeniyeti. Sivil Toplum Düşünce ve Araştırma Dergisi, Sayı: 15.

Manap, Yusuf, (1991), İslâm ve Türk Vakıf Anlayışının Sosyal Temelleri. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi. İstanbul

Follow @dostsozusitesi