Sanat ve Ahlak

cami içi

Sanat pek çokları tarafından ahlaksızlığa alet edilmektedir. Peki bu nasıl oluyor? Özetle belli başlı yönlerini maddeler halinde açıklayalım:

1- Kadının onurunu ayaklar altına alma:  Kadınları kullanarak ve kadınların kendilerini nefse hitap eden bir şekilde kullandırarak bu ürünlerde yer alması ile ürünler insan nefsine daha çok hitap ediyor. Sonucunda daha çok ilgi çekiyor ve daha çok ticari gelir elde ediliyor. Mesele anne veya geleceğin anneleri olan kadınların nefslerin eğlendirilmesi için kullanılması, kullandırılması, izlenmesidir. Bunun meydana gelmesinde en önemli etkenlerden biri de “Tamam da bırak biraz eğlenelim” mantığıyla hareket eden izleyici kesimdir.

Sinema yazarı Enver Gülşen’in şu sözlerine bakalım:

“Önce nefs, olabilecek en “görkemli” tahrik mekanizmalarıyla kışkırtılacak, sonra da insanlara türlü yollarla talep ettirilen şeylerin, sanki onlar bunları kendi bilinç ve ruhlarının istekleri sonucunda istemişler gibi hissettirmek, modernitenin ve özelde kapitalizmin en “becerikli” olduğu alanlar.”

Enver Gülşen ayrıca nefse hitap eden eserleri anlatırken şu sözleri söyler:

“…Zira bu tür nefs istekleri “doymak bilmemek” ve hep daha aşağısı ile kışkırtılabilmek gibi özelliklere sahiptirler. Mesela cinselliği sinemasına “yâr eden” bir yönetmenin önünde sonunda düşeceği yer, cinselliğin tek türlüsünün yetmediği ve türlü şekillerde sapkınlaşmaya müsait yeni biçimler arama isteği olacaktır. Ki dünya sinemasında festivallerde gösterilen ve birçok ödülle “taltif edilen” filmlere bakılırsa bunun ne derece hâkim bir yönelim olduğu anlaşılacaktır.”


2- Doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterme: ”Sanat” adı verilen ürünleri yapanlar kendi ideolojilerini, önyargılarını çalışmalarına yansıtırlar. Bunun sonucunda ortaya doğru olanı yanlış, yanlışı doğru gösteren ürünler çıkar. Amerikan propaganda filmleri, ticari kaygıdan dolayı çarpıtılmış, yanlış bilgiler içeren tarihi, politik filmler, insan onuruna karşı işlenmiş bir suçun masumca imiş gibi sunulması, yalanı “beyaz yalan” şeklinde göstermeler gibi pek çok tarzda karşımıza çıkan bir ahlaksızlıktır.

 

3- Yüksek ego: Egosu yüksek, kendisini belli etmeye, kendisini anlatmaya çalışan biri, gerçek bir sanatçı olamaz. Olması gereken sanat eserini ise Leyla İpekçi, Zaman Gazetesi’nde “Kendini Değil, Sevdiğini Anlatır Âşık” başlıklı yazısında şöyle anlatır:

“Sen yalnızca kendin değilsin” der bize bir tevhid eseri. Sanat yoluyla başkası olmaya yollar bizi. “Başkası olma, kendin ol” şiarındaki o kör noktayı da kuvvetle ima eder. İnsan kendi başına nasıl ‘kendi’ olabilir ki, başkaları yoksa! Kendinden bahsetmeye çalışmaz bir minber, kendini anlatmak için yapılmamıştır mihrab. Tevhid mimarisinde tek bir çiçek motifi dahi fark edilmek için çırpınmaz. Gören görür. Görebildiği kadar. Onların ima ettiği her gerçek ayrıntı, aşk ile öğütür bizi. Âşık kendini anlatmaz, sevdiğini anlatır. Ve sevdiğini anlatırken anlattığı kendisidir!”

Ayrıca “Bu dünyada eser bırakıp ölümsüz olmaya çalışma” düşüncesini şu sözlerle yerle bir eder:

“Ölüm ve yok olma korkusuna dayanarak bu dünyada kalıcı bir eser vücuda getirme arzusu duyan birinin anlam dünyası tevhid sanatçısı için pek katmanlı değildir. Kalıcı olma arzusunun insanı bu dünyayla hemcins kılan fazlaca ‘dünyevi’ bir korku olduğunu düşünür çünkü tevhid sanatçısı. Ruh bedenden ayrılır, geri döner, hicret eder, yükselir, yücelir. Dünyanın ruhu, tabiri caizse ‘ahiret kokusu’ taşır.”

 

4- Yanlış rol model: Tek bir yönüne kısaca değinelim. Görünüş itibariyle etkileyici, “başkalarından farklı olma” mesajını veren rol modeller, takipçilerine “benim gibi farklı ol” imajı verirler. Yani aslında insanları birbirlerine karşı üstün gelmeleri için rekabete teşvik ederler. Sonuç: Kıskançlık, kibir, hırs…

 

5- Duygu sömürüsü: Ticari maksatlı ürün ortaya çıkarmak isteyen kimilerinde “Ya güldür ya ağlat” mantığı vardır. Kaba, ahlak dışı esprilere, yalanlara başvurarak güldürme sık sık görülür. Bazılarınca ağlatmak daha kolaydır. Karamsar, ümitsizce hüzünleri barındıran temalar tüketicileri ağlatmayı başarabilir. Ama bu karamsar hüzünler tüketicilerin zihin yapısını olumsuz yönde etkiler. Eğer kişinin yaşamında o ürünün anlattığı içeriğe benzer bir hüzün varsa durum daha vahimdir. Aşk acısı çeken insanların karamsar aşk şarkılarını tekrar tekrar dinlemesi meseleyi açıklığa kavuşturmaktadır.

 

Follow @dostsozusitesi