Tek Tanrı İnancı – Allah’ın Varlığı ve Birliğinin Kanıtları

yıldız

Kainattaki varlıkların özellikleri, yapıları, sistemleri, hareketleri, düzenleri sonsuz hayat, sonsuz ilim, sonsuz kudret sahibi bir ilahın varlığını gerektirir. Dolayısıyla zerreler ilme, kudrete sahip olmadıkları için yoku var edemezler. Var olanı değiştiremezler. Var olana hakim olamazlar. Kendi kendilerine meydana gelemezler. Demek ki; zerreleri ve yıldızları var edecek, idare edecek, onların tüm özelliklerini bilecek bir ilah olmak zorundadır.

Eğer bir ilahın varlığı kabul edilmez ise o zaman tüm zerrelerin tüm kainatı tanıyacak ilme, tüm kainatı idare edecek kudrete sahip olduğunu kabul etmek gerekir. Mesela insan vücudundaki hücrelerden sadece birisi bile varlığını kendi kendisine devam ettirse idi o zaman onun tüm vücut sistemini tanıması ve havayı, Güneş ışığı, ısısı, yiyecek ve içecek gibi dış etkenleri de bilmesi ve onlara hakim olması gerekecekti. Eğer onları bilmez ve onlara hakim olamaz ise kendi varlığını da, bir ilah olmadan, devam ettiremez ve yaptığı hikmetli işleri gerçekleştiremez. Çünkü onlar bu hikmetli işleri yapacak ilme, kudrete sahip değildirler. Demek ki; bu kainat her şeyi idare eden, zamanı, mekanı, maddeyi, ruhu yaratan bir Zât’ın varlığını gerektirir.

Kainattaki bütün varlıkların bir başlangıcı olduğu gibi insanın da bir başlangıcı vardır. Tek Tanrı inancı (İslam dini) ilk insan Hz. Adem ile başlamıştır. Hz.Adem, Hz.Nuh, Hz.İbrahim, Hz.Musa, Hz.İsa, son peygamber Hz.Muhammed (Sav) ve onlar gibi binlerce peygamber hep aynı davanın insanları olmuşlardır. Bu dava “La ilahe İllAllah” davasıdır. Yani “Allah’tan başka ilah yoktur.” Bazı insanlar Allah’a inanmakla birlikte kendi yaptıkları putlara, tabiata veya bazı insanlara da tapmışlar ve onları da ilah olarak görmüşlerdir.  Tek Tanrılı din olan İslam ise Allah’tan başka ilahın olmadığını ve olamayacağını, Allah’a ortak koşulan bu varlıkların Allah’ın yarattığı aciz mahluklar olduğunu, Allah’ın ise bütün kusurlardan, eksikliklerden münezzeh olduğunu ve hiçbir şeye, hiçbir ortağa ihtiyacının olmadığını gösterir. 

Günümüzdeki Yahudi ve Hristiyan inancı aslından uzaklaşmış, Allah’ı tek Tanrı olarak kabul etmeyen, Allah’a ortak koşan bir inançtır. Hz.Musa ve Hz.İsa İslam peygamberidir ve Allah’tan başka ilah olmadığını ümmetlerine anlatmışlardır. Onlara inanan, bütün peygamberleri tanıyan bu ümmetler de Müslümandırlar. Ancak zamanla bazı insanlar Hz.Musa ve Hz.İsa’ya gönderilen kutsal kitapları tahrif etmişler ve Allah’a ortak koşmaya başlamışlardır. 

En başta da belirtildiği gibi zerreler aciz mahluklardır. İnsan da acizdir. Sınırlı hayata, sınırlı kudrete, sınırlı şuura, sınırlı ilme sahip olan insan yoku var edemez, var olanı kendi kendisiyle, Allah’ın yaratması olmadan, değiştiremez. Demek ki; insan da, Güneş, ay gibi kainattaki varlıklar da ilah olamazlar. Kainatta bir tek ilah olabilir. Eğer bir varlık her şeye hakim olamaz, ortaklara ihtiyaç duyar ise o varlık zaten ilah olamaz. Demek ki; şirk bir iftiradır, bir yalandır, bir zulümdür. 

“Yahudiler, ‘Üzeyir Allah’ın oğlu.’ dediler, Hristiyanlar da ’Mesih Allah’ın oğlu.’, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!” (Tevbe, 9/30)

“Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).” Araf / 194

“Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler.Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir.” (Hac Suresi, 73-74)

Follow @dostsozusitesi