Yeni Anayasada Laiklik Konusu

Meclis başkanı İsmail Kahraman, yeni anayasada laiklik olmasın dedi. AKP hükümeti, yeni anayasada laiklik kelimesini kaldırmayacağını belirtti.

Laiklik nedir? Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Oysaki İslam dini, dünyevi konularda da hükümleri olan bir dindir. Göklere hâkim olan Allah yeryüzüne de hâkimdir. Göklere karışan Allah yeryüzüne de karışır. Okyanuslar, bitkiler, hayvanlar, insanlar, caddeler, sokaklar, evler Allah’ındır. Allah mülkün tek sahibidir. Allah’ın dışındaki mahluklar ise hiçbir şeyin hakiki sahibi olamaz çünkü aciz mahluklara her şey emanet olarak verilmiştir. Madem ki Allah sokakların, caddelerin de sahibidir. Demek ki sokaklarda, caddelerde işlenen suçlara verilecek cezaya da Allah karışır. Hem de insan gibi çok değerli bir varlığın başka bir insan tarafından zulme uğramasının engellenmesi için Allah’ın kural ve yasak koyması akla son derece uygundur. Okyanustaki küçücük bir balığın beslenmesine müdahale eden Allah elbette insan gibi değerli bir varlığın ciddi işlerine de müdahale eder. Zaten insan da çok aciz ve pek çok şeyi öğrenmeye muhtaçtır.

İnsanoğlu şu zamanda bile şişmanlık problemi ile çok çetin bir mücadele vermektedir. Şişmanlık gibi basit bir meselede bile çok tartışmalar yapan, kafa karışıklığı yaşayan, şişmanlığa mağlup olan insanoğlu sosyal adalet, hürriyet gibi ciddi kavramları doğru bir şekilde uygulayabilmek için elbette Yaratıcı’ya muhtaçtır. Madem öyledir. Kainatı yoktan var eden Yaratıcı dünya işlerine de karışır. Kur’ân’da hüküm içeren birçok ayet vardır. Toplumsal suçlar, miras, evlilik, boşanma gibi konularda sözleri olan İslam dini dünya işlerine elbette karışır. Bu, Allah’ın bize merhametidir. Laik düzenle yönetilen ülkelerde meydana gelen cinayetlerin, tecavüzlerin, fuhşun, kumarın, faizin, hak yemenin sıklığı laik düzenin temelinin çürük olduğunu göstermektedir. Allah göklere karışsın ama bizim sokağımıza, caddemize, evimize karışmasın diyenler çok büyük yanılgı içindedirler.

Şeriat Allah’ın koyduğu dîni ve dünyevi hükümlerdir. Şeriatta bir gayrimüslim haksız yere öldürülemez. Şeriatta terörizm yoktur. Masum insanlara bomba ile saldırma yoktur. Tecavüzcü takım elbise giyip uysal davrandı diye ceza indirimi yapmak yoktur. Şeriatta işçiye haksızlık etmek yoktur.

Şeriatta Cumhuriyet rejimi uygulanabilir. Dört halife seçimle iş başına gelmişlerdir. Şeriatta Hıristiyanlar ve Yahudiler Meclis’te üye olabilirler, memur olabilirler. Şeriatta kadın, kocasının haram isteklerini yerine getirmek zorunda değildir. Bilakis yerine getirmemesi gerekir. Şeriatta devlet yöneticisi istediği gibi hareket edemez. Yani devlet yöneticisi de aile içindeki koca da her istediğini keyfine göre gerçekleştiremez.

Dört halife olan Hulefa-i Raşidin hem halife hem de cumhurun reisleri, başkanları idiler.

Bediüzzaman Said Nursi şöyle demiştir: Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (r.a.), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler. (Tarihçe-i Hayat)

Follow @dostsozusitesi